Eskimoların “kar”ı tarif eden çok fazla kelimesi varmış.
Yağan kar, sertleşmiş kar, rüzgarın savurduğu kar, üzerinde yürümeye uygun kar, ince ince yağan kar, rüzgarın biriktirdiği kar, havada uçuşan kuru kar, yere değer değmez eriyen kar, gece yağıp sabah donan kar, altı yumuşak üstü sert kar, bastıkça gıcırdayan kar, ele alınınca dağılan kuru kar, baharda kalan son kar…
Böyle böyle onlarca…
Hepsi farklı ifade edilebiliyor.
Nesilden nesile, yılın 12 ayı karla yaşayınca, sabahtan akşama işini gücünü karla birlikte halletmek zorunda kalınca, tüm hayatını kara göre düzenleyince böyle olur.
Eskimo için kar, hayatının merkezinde.
Karın binbir türlü halini biliyor. Her halinin öncesini sonrasını, neden öyle olduğunu ve neye yol açacağını biliyor.
Karı onun gördüğü gibi göremeyiz.
Karı onun gördüğü gibi görebilmemiz için, karın ne olduğunu bilmemiz yetmez. Birkaç ay kutuplarda yaşamamız da yetmez. Bu sadece turistik bir gezi, bir macera olur, o kadar.
Karı onun gördüğü gibi görebilmemiz, karı onun anladığı gibi anlamamız için, Eskimo olmamız gerekir.
Siz de bir çeşit Eskimo'sunuz.