Çoğu marka yeterince ses çıkaramadığını düşünüyor.
Yani sosyal medyada aktif olsalar da, hatta reklam ve influencer için bütçe ayırsalar da, seslerinin yeterince duyulmadığından şikayetçiler.
Bundan şikayetçi olan markalarla biraz konuşunca görüyorum ki, bu şikayetin arkasında, sesi gür çıkan bir ya da birkaç rakip var. Marka kendini direkt rakibi olan o markalarla kıyaslıyor ve o rakiplere oranla sesinin az çıktığını düşünüyor.
Şikayetçi oldukları noktayı anlıyorum.
Ama bu, az ses ya da çok ses kavramlarıyla değerlendirebileceğimiz bir hadise değil. Çünkü hesap ortada: Bu markalar benzer mecraları kullanıyor, benzer sayıda post paylaşıyor ve benzer bütçeler harcıyorlar.
Peki neden kendi markanızın sesi daha az, bazılarının sesi daha çok çıkıyor gibi geliyor?
Kısa ve öz cevabı şu: Demek ki söylediğiniz şey etkili değil.
Verdiğiniz mesaj, vaadiniz, iddianız sıradansa, dikkat çekici değilse, sesiniz az çıkıyormuş, hatta çıkmıyormuş gibi gelmesi normal.
Sıradan bir mesajın duyulabilmesi ve etkili olabilmesi için büyük bütçeler gerekir. Deterjan markalarını, şampuan markalarını, gazlı içecekleri, online pazar yerlerini düşünün…
Sıradan mesajları var: Daha fazla beyazlık, mis kokular, ışıldayan saçlar, %50’ye varan indirimler… Mesajları bunlar. Sıradan. Harcıalem. Ama Türkiye’de de dünyada da, reklama en fazla bütçe ayırabilen markalar bunlar olduğu için, bu mesajlar çalışıyor.
Ama siz kendi ürününüz, hizmetiniz, markanız hakkında bu kadar sıradan şeyler söylerseniz, bütçeniz de çok yüksek değilse, kaybolur gidersiniz.
Yani…
Sıradan şeylerden bahsetmemeniz, söyleyecek etkili bir şeyler bulmanız gerekiyor.
Peki nasıl?
Çeşitli yolları var.
Mesela Drunk Elephant isimli bir marka var. Bir kozmetik markası, cilt bakım ürünleri üretiyor. 2012’de kurulmuş.