İçeriğe geç
6 dakikalık okuma Gayrinizami Pazarlama

🗣️ Markaların Vaaz Devri (4/5) İddia

Vaazın üçüncü ayağı, iddia.

🗣️ Markaların Vaaz Devri (4/5) İddia

Bugüne kadar nasıl geldik?

Pazartesi, iletişim çağının kapandığını konuştuk. Markaların artık vaaz vermesi gerektiğini anlattım.

Salı, vaazın ilk ayağını, kavram meselesini konuştuk. Adam Smith'in "görünmez el"iyle kurduğu zemini, Magnum'un "seksi dondurma" ile sahiplendiği yeri... Kavram sahiplenmenin önemi...

Çarşamba, vaazın ikinci ayağını, düşmanı konuştuk. Luther'in Papa'ya karşı çıkışını, Oatly'nin süt endüstrisine savaşını, Martı'nın taksi lobisine kafa tutmasını... Düşmansız vaaz cılız kalır.

Bugün, vaazın üçüncü ve son ayağı: İddia.

Yani, kavramınızın ve düşmanınızın birleşiminden doğan, tekrar ede ede savunacağımız, markanızın alnında taşıyacağı, dövmesini yaptıracağı cümle.

Bunun için 1848 yılına, Londra'ya gidiyoruz.

Sınıf savaşı

1848'de Avrupa kaynıyordu. Sanayi Devrimi Avrupa'yı dönüştürüyor, fabrikalar şehirleri yutuyor, köyden kente göç her şeyi değiştiriyordu.

Yeni bir sınıf doğmuştu: Fabrikalarda günde 14-15 saat çalışan, sefalet içinde yaşayan işçiler. Onların karşısında da zenginler vardı: Fabrika sahipleri, tüccarlar, bankerler.

Fransa'da, Almanya'da, İtalya'da ayaklanmalar başlamıştı. Avrupa'nın yarısı sokaktaydı.

Tam bu yılda, Londra'da, otuz yaşındaki Alman düşünür Karl Marx ve arkadaşı Friedrich Engels, küçük bir kitapçık yayınladılar.

Kitapçığın adı, Komünist Parti Manifestosu'ydu..

Kitapçık şöyle başlıyordu.

"Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşlarının tarihidir."

Tek bir cümle.

Bu tek cümle, ileride dünyayı ikiye bölecek bir iddiaydı.

Marx diyordu ki: İnsanlığın bugüne kadar yaşadığı her şey, ama her şey, efendi-köle, ağa-maraba, patron-işçi arasındaki kavgadır. Diğer her şey süslemedir. Siyaset, din, milliyet, sanat, felsefe... Hepsi ekonomik çıkar çatışmasının görünen yüzüdür. Tarihin motoru sınıf savaşıdır.

Bu cümle doğru muydu?

Doğru ya da yanlış, ayrı bir konu. Ama şunu yaptı: Tarih okunmasını ve dünyayı ikiye böldü.

150 yıldır sosyal bilimler bu cümleyi tartışıyor. Marx'ı kabul edenler, reddedenler, eleştirenler, geliştirenler... Hepsi bu cümlenin üzerinden konuşuyor. Üniversitelerde onlarca bölüm, binlerce akademisyen, milyonlarca makale, hepsinin arka planında bu tek cümle duruyor.

(Hatta o kadar ki, bu iddiayı ilahi bir mutlak doğru kabul edip bugün bile hâlâ otu b.ku sınıf çatışması üzerinden yorumlamaya ve anlamaya çalışanlar var.)

Marx ne yaptı?

Bir kavram sahiplendi: Sınıf. Bir düşman gösterdi: Burjuvazi. Ve iddiasını tek bir cümlede formüle etti: "Tüm tarih sınıf savaşlarının tarihidir."

Sonra 40 yıl boyunca her kitabında, her mektubunda, her makalesinde, her konuşmasında bu iddiayı tekrar etti. Farklı açılardan savundu. Örneklerle destekledi. Eleştirenlere cevap verdi. Ama iddianın özünden hiç sapmadı.

İddia budur

İddia, slogan değildir. Genel geçer bir cümle değildir.

İddia, markanın zemine çaktığı kazıktır. Demir attığı yerdir. Bayrağı diktiği, ateşi yaktığı, obayı kurduğu...

"Ben buradayım, bunun arkasındayım, buradan konuşacağım" dediğiniz nokta.

Ve iddia, basit ve kısa bir cümledir. Tek bir cümle. Uzatırsanız bozulur. Birkaç cümleye yayarsanız dağılır. Tek cümlede, vurucu, savunulabilir, tekrar edilebilir, anlaşılır olmalı. Tabii ki karşı da çıkılabilir olmalı. (Yoğurt beyazdır derseniz, bir iddia olmaz. Yoğurt siyahtır derseniz, bir iddia olur.)

Marx'ın cümlesi böyleydi: "Tüm tarih sınıf savaşlarının tarihidir."

Doğru ya da yanlış, katılın ya da katılmayın... Tek bir cümle.

Nike ve Apple

Şimdi biraz daha yakına gelelim.

Hep kaçmama rağmen bu sefer özellikle Nike ve Apple seçtim çünkü fark etmenizi istiyorum.

Nike'ın "Just Do It"i...

Bir slogan mı, bir iddia mı?

Slogan gibi bakarsanız, bomboş bir cümle. Hadi yap, sadece yap...

İddia gibi düşünürseniz?

"Beklemeyin. Planlamayın. Mazeret üretmeyin. Kalkın ve yapın. Düşünmek eyleme engeldir. Harekete geçen kazanır." 

Nike bu iddiayı 40 yıldır tekrarlıyor. Her reklam, her sponsorluk, her Instagram postu bu cümlenin üzerinde. Michael Jordan'dan Serena Williams'a, her sporcunun hikâyesini bu iddianın bir kanıtı olarak gösteriyor.

Apple'ın sürekli anlatılan "Think Different'i?

İddia. Hatta direkt vaaz. Ne diyordu o efsane reklam, Einstein, Martin Luther, Gandhi, Hitchcock, Picasso fotoğrafları eşliğinde:

"Çılgınlar... Uyumsuzlar... Asiler... Baş belaları...

Dünyayı farklı görenler...

Onlar kuralları sevmez. Statükoya saygı duymazlar.

Onları dinleyebilir, onlara karşı çıkabilir, onları yüceltebilir ya da onları yerden yere vurabilirsiniz. Ama tek bir şey yapamazsınız. Onları görmezden gelemezsiniz.

Çünkü onlar bir şeyleri değiştirenlerdir. Onlar insanlığı ileriye taşırlar.

Bazıları onlara çılgın gözüyle baksa da, biz onları deha olarak görüyoruz.

Çünkü dünyayı değiştirebilecek olanlar, bunu yapmayı düşünebilecek kadar çılgın olanlardır.

Yani ne diyor?

Siz de o çılgın dahilerden biri olmak istiyorsanız, Mac alın.

Apple bu iddiayı Steve Jobs'un 1997'deki dönüşünde ortaya attı. 30 yıl geçti, hâlâ bu reklam anılıyor.

İki marka. İki kısa cümle. Milyarlarca dolar.

İkisi de iddia.

Oatly

Oatly'ye tekrar dönelim. Oatly ne diyor?

"İnek sütü insan için gereksizdir. İnek sütü buzağı için vardır."

Bir cümle. Net. Savunulabilir. Tartışmaya açık. Ve Oatly bu cümleyi yıllardır tekrarlıyor.

Dikkat edin: Oatly "yulaf sütü sağlıklıdır" demiyor. "Bitki bazlı alternatifler sunuyoruz" demiyor. "Farklı bir seçenek deniyoruz" demiyor. Bunlar hepsi pazarlama cümleleri. Hepsi kapsayıcı, ılımlı, kimseyi kızdırmıyor.

Oatly ise o ılık cümleler yerine bir iddia ortaya koyuyor: "İnek sütü insan için gereksizdir."

Bu cümle insanları kızdırır. Çünkü süt lobisine, süt içmeyi seven milyonlarca insana, hatta annelere ters bir cümle. Ama tam da bu yüzden çalışıyor. Bir cemaat yaratıyor. Kabul edenler Oatly'nin tarafına geçiyor, etmeyenler karşısına. İkisi de Oatly'nin işine yarıyor.

Musk ve Trump

Bugün bu mekaniğin en net örneği bu iki isim: Elon Musk ve Donald Trump.

Bu iki adam iyi mi kötü mü, haklı mı haksız mı, başka bir konu. Derdim de bu değil. Kimse bu iki adamı sevmek zorunda da değil. Ama yaptıklarını yapma biçimlerini görmek durumundayız.

İkisi de iddia yöntemini ders niteliğinde kullanıyorlar.

Musk

Tesla'da bir iddiası var: "Sürdürülebilir enerjiye geçiş insanlığın en büyük meselesidir."

Dünyayı fosil yakıttan kurtarmak istiyor. Elektrikli araçlar, güneş panelleri, enerji depolama sistemleri...

SpaceX'de bir iddiası var: "İnsanoğlu, çok gezegenli bir tür olmalıdır."

Çünkü dünya bir gün yaşanmaz hale gelecek ya da büyük bir felakete uğrayacak. Mars, yedek plan.

Grok'ta bir iddiası var: "Yapay zeka medeniyetin en büyük tehdidi. Bu yüzden iyi niyetli olanlar geliştirmeli."

OpenAI ve Anthropic gibi "yanlış ellerde" olan yapay zekaya karşı bir cephe açıyor.

Farkındaysanız üçünde de aynı formül var. Kavram, düşman, iddia. Sürdürülebilir enerji, fosil yakıt lobisi, çok gezegenli tür, gezegen felaketi, iyi niyetli YZ, kötü niyetli YZ.

Musk sürekli bunları tekrar ediyor. Twitter'da, konferanslarda, röportajlarda, podcast'lerde... Dünyanın en zengin adamı yapıyor bunu.

Trump

Trump'ın iddiası: "Make America Great Again."

Bu ne demek: Amerika eskiden büyüktü, şimdi değil. Tekrar büyük yapacağız.

Beğenin ya da beğenmeyin, onaylayın ya da onaylamayın. Ama cümle kusursuz bir iddia örneği.

"Make America Great Again."

Zemin kuruyor, düşman gösteriyor, hedef tanımlıyor, basit, kafiyeli, tekrar edilebilir, savunulabilir, itiraz edilebilir, kutuplaştırıcı... Tıpkı Marx'ın iddiası gibi:)

Trump bu cümleyi 10 yıldır tekrarlıyor. Kırmızı şapkaya yazdı. Tişörtlere bastı. Her mitingde bağırdı çağırdı. İki seçim kampanyası da bu cümlenin üzerine kuruldu. Bir kazandı, bir kaybetti, tekrar kazandı. Ama cümleyi değiştirmedi.

İddia böyle kullanılır.

İddianızı bulmak

Markanızın bir iddiası var mı?

Tek cümlede söyleyebiliyor musunuz?

Eğer "biz kaliteli ve uygun fiyatlı ürünler sunuyoruz" diyorsanız, bu iddia değil. Reklam cümlesi. Hatta kötü bir reklam cümlesi.

Eğer "müşteri memnuniyeti bizim için önemlidir" diyorsanız, bu da iddia değil. Klişe.

Eğer "sektörümüzün öncüsüyüz" diyorsanız, bu da iddia değil. Bu övünme, böbürlenme.

İddiada inandığınız şey, bir başkasının inandığı şeyi yanlış ilan eder.

Sonra bu cümleyi kendi başına bırakmaz, sürekli her mecrada bir şekilde tekrar edersiniz. Reklamda, sosyal medyada, röportajda, orada burada...

Çünkü iddia tekrar ister. Tekrar etmezseniz unutulur.

Yarın

Kavram. Düşman. İddia.

Üç ayağın üçünü de konuştuk.

Yarın da, bu üç ayağın bir araya getirip vaaz vermeyi konuşacağız.

Yarın görüşmek üzere.

Engin