Güzel Türkçemizde hem kel hem fodul diye bir tabir vardır. Yetersiz ve eksik olmasına rağmen, kendini üstün gören kişileri anlatmak için kullanılır.
Hem kel hem fodul markalar da var.
Hem kaynakları kısıtlı hem korkaklar. Ama lafa gelince, mangalda kül bırakmıyor, güçlü bir marka olmak istediklerinden bahsediyorlar.
Olmaz.
Markanın pazarlama için harcamaya razı olduğu bütçe ve markayı yönetenlerin cesareti, markanın ne olup ne olamayacağını belirler.
Cesaret ve bütçe… Bu ikisinin kesişim noktaları, ister istemez, o markanın karakterine nüfuz eder.
4 farklı karakter
1- Hem cesur hem de bütçesi geniş markalar.
Bu markalar hem çok cesurdur hem de pazarlama bütçeleri çok geniştir.
Apple gibi, Nike gibi, Red Bull gibi markalar…
Herkes onları sevsin diye uğraşmazlar. Ürünleri, iş yapış şekilleri farklıdır. Keskin bir duruşları vardır ve o duruşu milyarlarca dolar harcayarak yayabilirler. Pazarlamada, reklamda, sponsorlukta farklı denemeler yaparlar.
Apple doğduğu günden beri eleştirileri pek umursamaz. Nike başına iş açacak ürünler tasarlamaktan korkmaz. (Mesela daha geçen olimpiyatlar sonrasında bir ayakkabı modeli yasaklandı.) Red Bull yıllarca davalarla uğraştı.
Tüm markalar bunlara bakıp bunlar gibi olmak ister.
Ama ne o kadar paraları vardır ne o kadar cesaretleri.