1.
Bir pilotsanız, gece uçuşundaysanız ve ay ışığı ya da şehir ışıkları yoksa, karanlıkta siz yere paralel biçimde dümdüz uçtuğunuzu zannederken, aslında daireler çizerek düşüyor olabilir ve bir anda yere çakılabilirsiniz.
Kulağa ilk anda tuhaf gelse de böyle bir gerçek var ve pilotlar bunu “mezarlık spirali” olarak adlandırıyor.
Uçmanın fiziği yerdekine benzemiyor. Yerdeyken, orta kulağımızdaki mekanizma sayesinde karanlıkta olsak bile “düz” olup olmadığımızı bilebiliyoruz. Ama havadayken işler değişiyor.
Uçağın içindeyseniz ve kokpitte karşınızda bir ufuk çizgisi yoksa, yani karanlıktaysanız, uçağın kanatları yere paralel pozisyonunu kaybedip herhangi bir tarafa yattığında, G-kuvvetinin iç kulağa etkisi, uçağın düz olduğunu hissetmenize neden oluyor.
Uçağın yana yatması, yani bir kanadın diğer kanadından daha yukarı kalkması, uçağın alçak taraftaki kanat yönüne doğru hafifçe dönmesini sağlıyor. Bu da spiral dalışın başlangıcı anlamına geliyor.
Uçak gittikçe küçülen daireler çizerek aşağı doğru gitmeye başlıyor ama siz bu inişi hissedemiyor, düz gittiğinizi zannediyorsunuz. Ta ki uçak yere çakılana kadar. Kayıtlarda bu şekilde düşmüş uçaklar var.
Kavraması zor, evet. Zaten Inside the Sky isimli kitabın yazarı pilot William Langewiesche de, özel bilgi ve deneyimi olmayanlar için, bundan daha kafa karıştırıcı bir şey olmadığını söylüyor. Bu yüzden gece uçuşları acemi pilotlar için çok riskli.
Yazar Malcolm Gladwell, Başarısızlık Sanatı isimli makalesi için Langewiesche ile konuşmuş ve spiral dalışı deneyimlemek için karanlık bir gecede onunla birlikte kokpite girip uçmuş.
Pilot, Gladwell’e haber vermeden uçağın kontrollü bir biçimde spiral dalışa girmesine izin vermiş. Gladwell -düşüşe ya da uçağın yan yatmasına benzer- hiçbir şey hissetmediğini, oysa ki pilotun söylediğine göre, o birkaç saniye içinde 1000 fit irtifa kaybettiklerini anlatıyor.
Karanlıkta son hızla yere doğru dönerek uçuyorsunuz ama düştüğünüzün farkında bile değilsiniz. Çakılana kadar.
2.
Dünyada her 10 girişimden 9’u çakılıyor.
Hem Forbes dergisinden Neil Patel, hem de Fortune dergisinden Erin Griffith bu oranı veriyorlar. İnanılmaz bir oran.
Ve bu konuda herkesin bir fikri var. Danışmanlar, yazarlar, gurular, analistler, pazarlamacılar, girişimciler… Konuyla ilgili herkes başarılı ve başarısız girişimleri değerlendiriyor ve fikirlerini beyan ediyor.
Ürün pazar uyumundan büyüme baskısına, başarılı olan ve çakılan girişimler hakkında belki de söylenmedik söz kalmadı. Binlerce kitap, makale, video ve podcast var. Ben ise mezarlık spirali kavramını öğrenince şunu merak ettim:
Acaba bu çakılan girişimler, karanlıkta son hızla dönerek yere doğru uçuyor ama hissetmiyorlar mıydı? Yere çarpıp infilâk edince mi fark ettiler?
Yoksa düşüşün farkındalar mıydı?
Acaba mezarlık spirali, iş dünyasında da geçerli mi?
3.
Yazar Jim Collins, iyi şirketlerle mükemmel şirketler arasındaki farkları tespit edebilmek için ABD’deki 1400’den fazla şirketi araştırma ekibiyle birlikte inceledi.
Collins bulgularını “İyiden Mükemmel Şirkete” isimli kitabında yayınladı ve kitap yıllarca en çok satan iş dünyası kitaplarından biri oldu.
Kitapta iyi şirketlerle mükemmel şirketler arasındaki farklar, liderlerin tutumu, faaliyet alanının seçimi, işe duyulan tutku, teknolojiye bakış açısı gibi başlıklarla uzun uzun anlatılıyor. Tüm bu farkların yanında çok önemli bir bulgu daha var:
Yazar ve ekibi, mükemmel şirketlerin iyi şirketlerden farklı olarak, seçtikleri ya da kendilerince oluşturdukları tek bir ekonomik ölçüte “takık” olduklarını keşfetmiş.
Yani mükemmel şirketler iyi şirketlerin aksine, finansal durumlarını farklı farklı metriklerle değil, tek bir metrikle takip ediyorlarmış. (Odağı seçmek isimli makalede de bahsetmiştim.)
Mükemmel şirketlerin hepsi, kendilerine özgü tek bir ekonomik ölçüt kullanıyor ve başarılarını sadece o ölçütle takip ediyorken, iyi şirketlerin böyle özel bir ölçütü olmadığını görmüş. Onların hepsi şirketlerin durumunu, geleneksel biçimde onlarca farklı finansal ölçütle takip etmeye çalışıyormuş.
Eğer zaman içinde artmasını sağlamanız gereken sadece tek bir oran seçmek durumunda kalsanız, mesela x başına kâr veya x başına nakit akışı, ekonomik motorunuza en mükemmel ve en kalıcı etkiyi hangi x yapardı, diye soruyor yazar. Sonra da bu sorunun, bir organizasyonu, ekonomisine dair derin bir kavrayışa götürdüğünü anlatıyor.
Mesela bankacılık alanında faaliyet gösteren Wells Fargo’nun, bankacılıkta standart ölçüt olarak kullanılan kredi başına kârlılık ya da mevduat başına kârlılık yerine, çalışan başına kârlılık oranını takip ettiğini anlatıyor.
Bankayı yönetenlerin gözleri sürekli bu ölçütteymiş ve çalışan başına kârlılıkları düşerse işlerin kötüye gittiğini, yükselirse işlerin iyiye gittiğini düşünüyorlarmış.
Finans işinin göbeğindeki dev bir banka, takip edebileceği onlarca karmaşık finansal ölçüt varken tek bir ölçüte tutulmuş ve -yazarın çalışmasında bahsi geçen 15 yıllık dönemde- sektöründeki en kârlı şirket olmuş.
Yani mükemmel şirketlerin ortak noktalarından biri, şirketin yönünün aşağı doğru mu yukarı doğru mu olduğunu görmenizi sağlayan tek bir finansal ölçüt kullanmalarıymış.
4.
Finanstan çok da anlamayan bir girişimciyseniz ve şirketinizin yönünün aşağı doğru mu yukarı doğru mu olduğunu anlamak için finansal ölçütleri kullanmak isterseniz, bir kaosla karşılaşırsınız.
Her startup’ın takip etmesi gereken finansal metrikler adı altında 50’ye yakın ölçüt var: ARPA, Average Revenue Per Account, NPV, Net Present Value, PTR, Payroll to Revenue, LTV, Customer Lifetime Value…
Hepsinin ayrı ayrı kritik öneme sahip olduğuna şüphe yok. Ama çoğu zaman yalnız olan “founder”ların bu ölçütleri düzenli takip etmeye çalışmasının, karanlıkta uçmaya çalışan acemi bir pilot gibi, finansal açıdan bir acemide kafa karışıklığına yol açacağı da kesin gibi.
Mesela uçakların kokpitleri pilot olmayanlar için çok karmaşık görünse de, bir kokpitte temel olarak 6 gösterge var:
- Hız göstergesi
- Yapay ufuk olarak adlandırılan, uçağın eğimini gösteren durum göstergesi
- Hava basıncıyla deniz seviyesinden yüksekliği ölçen altimetre
- Uçağın dönüş hızını gösteren dönüş koordinatörü
- Pusulayla birlikte kullanılan yön göstergesi
- Uçağın ne kadar hızlı tırmandığını ya da irtifa kaybettiğini gösteren dikey hız göstergesi
Pilot olmasak bile, şu göstergelerin ne işe yaradığına bakınca, mezarlık spiralini anlamak ve bazı pilotların düştüklerini fark etmemelerine inanmak yine zorlaşıyor.
Dışarısı karanlık olsa da pilotlar, 2 numaradaki göstergeden uçağın yana yattığını görebilir, 3 numaradaki göstergeden alçaldığını görebilir, 6 numaralı göstergeden de ne kadar hızlı alçaldığını görebilir.
Nasıl oluyor da bakmıyor, görmüyor ve çakılıyorlar?
Ya da benzer bir soru:
Bu kadar finansal metrik varken nasıl oluyor da girişimlerin 10’da 9'u çakılıyor?
Bakmıyorlar mı? Görmüyorlar mı?
Panikliyorlar mı?
5.
Cevabı bulmak zor.
Panikliyor olabilirler, iş işten geçtikten sonra fark ediyor da olabilirler.
Tecrübeli pilotlar, mezarlık spiraline giren bir uçağın belirli bir hız ve irtifadan sonra toparlanamayacağını söylüyor. Çünkü bir noktadan sonra, spiralden çıkmak için yapacağınız her hamle, işleri daha da zorlaştırıyor ve uçağın sınırlarını zorlayıp havada parçalanmasına sebep oluyor. (Bu durum, kötü anıları olan her girişimciye tanıdık gelmiş olabilir.)
Peki çözüm ne?
Gördüğümüz gibi, mezarlık spiraline girdikten ve belli bir süre geçtikten sonra, uçak ya da işletme için yapacak birşey kalmıyor.
Ama spirale girmemek için yapılacak şey belli.
Jim Collins’in tabiriyle "mükemmel şirketler" çözümü bulmuş:
Tek bir ölçüt seç ve ondan gözünü ayırma.
Uçakta da geçerli olsa gerek.
Göstergelerin hepsine aynı anda bakıp aslında hiçbirini görmeyen bir pilot olmaktansa, kokpitteki ya da dışardaki karmaşaya kapılmayıp kritik göstergelerden sadece birini göz ucuyla da olsa sürekli kontrol eden bir pilot olmak, spirali erkenden farketmeyi sağlayabilir.
Girişimlerin 10'da 9'unun başarısız olduğundan bahseden kaynaklar👇
Fortune: Why startups fail, according to their founders
Forbes: 90% Of Startups Fail: Here's What You Need To Know About The 10%
İyiden mükemmel şirkete, kitap👇
Malcolm Gladwell'in Başarısızlık Sanatı makalesi👇
What the Dog Saw: And Other Adventures kitabından.