Napolyon’un baş cerrahı Jean Larrey, savaşın ortasında tıp tarihine geçecek şu emri vermiş:
Yaralılar, rütbelerine ve milliyetlerine bakılmaksızın, sadece tıbbi aciliyetlerine göre tedavi edilecektir.
Fransız ordusu için bu beklenmedik bir emirmiş çünkü o güne kadar yaralılar tıbbi aciliyete göre değil, subay ya da soylu olup olmadıklarına göre tasnif ediliyormuş.
Yani savaşta yaralandıysanız ve acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyuyorsanız ama subay ya da soylu değilseniz, bekliyormuşsunuz.
Ne zamana kadar?
Ağır ya da hafif yaralı olmanıza bakılmaksızın, soyluların ve subayların işi bitene kadar. Yani çoğunlukla, yaranız başta hafif bile olsa, beklerken ölüyormuşsunuz.
Napolyon’un baş cerrahı buna karşı çıkmış ve yaralıların sadece tıbbi aciliyete göre ayrılması emrini vermiş. Napolyon da doktorunu desteklemiş, karşı çıkmamış. Emir uygulanmış.
125 yıl kadar sonra da, 1. Dünya Savaşı’nda, cephede çok daha fazla yaralı askerle uğraşmak zorunda kalan Fransız ordusu tarafından, bu yöntem sistematik hale getirilmiş.
Tıptaki triyaj kavramı böyle doğmuş. Fransızca seçmek, ayıklamak, sınıflandırmak anlamındaki "trier" fiilinden geliyormuş.
Neden seçmek gerekiyor? Ayıklamak, sınıflandırmak?
Çünkü kaynaklar kısıtlı.
Doktor kısıtlı sayıda, hemşire kısıtlı sayıda, malzeme kısıtlı sayıda, zaman da kısıtlı. Ama yaralı çok.
Bu durumda, eldeki kaynakları olabilecek en fazla sayıda askeri hayatta tutacak şekilde organize etmeniz gerekir. Aslında bir çeşit mühendislik problemi. Kısıtlı kaynakları en verimli kullanmanın yolunu arıyorsunuz.
Bugün de acil servise gittiğinizde triyaj aşamasından geçiyorsunuz. Çünkü hastanelerde de kaynaklar kısıtlı. Sizi, durumunuzun aciliyetine göre bir şekilde sınıflandırıyor, ona göre sıraya alıyorlar. Çok acil, geciktirilebilir, hafif, bekleyebilir…
Savaş meydanındaki triyaj çok daha keskinmiş.
3 grup var:
1-Ne yaparsanız yapın ölecek olanlar.
2-Ne yaparsanız yapın yaşayacak olanlar.
3-Tedavi ederseniz hayatta kalacak olanlar.
Doğal olarak tüm kaynaklar üçüncü grup için seferber ediliyormuş. Tedavi ederseniz hayatta kalacak olanlar. Birinci ve ikinci grup için ne zaman ne çaba ne malzeme ayrılıyormuş.
Kendinizi savaş meydanındaki o doktor yerine koyun.
Sürekli karşınıza yaralılar geliyor ve sürekli karar vermek zorundasınız. Birilerini göz göre ölüme terketmek zorundasınız. Birinci gruptakileri…
Ama o 1 kişiyi kurtarma ihtimali için harcayacağınız vakitte, 5 kişiyi kesin yaşatabileceğinizi bilirseniz?
Evet, acı da olsa o kararı verirsiniz. Ölen ölecek, kalan sağlar bizimdir.
Şimdi kendinizi tekrar o doktor yerine koyun.
Karşınızda 3 grup insan var: