İçeriğe geç
3 dakikalık okuma Gayrinizami Pazarlama

🎖️Ya sev ya nefret et

Satışları düşen Marmite nasıl kurtuldu?

1990'ların ortalarında, Marmite isimli marka İngiltere'de zor durumdaydı.

Marmite ekmeğe sürülerek yenilen, koyu renkli bir kahvaltılık. Avustralya'da da benzeri Vegemite var.

80'lerden itibaren markanın satışları ufak ufak düşmeye başlamış. Marka da, markayı seven kitle de yaşlanıyormuş.

Pazarlama ekibinin yaptırdığı tüketici araştırmalarından çıkan sonuçlar da pek parlak değilmiş. Ürünün kokusu ve tadı aşırı keskin bulunuyormuş. Hatta iğrenç koktuğunu söyleyenler bile olmuş.

Markayı tanıyan gençler ise Marmite'ı, anneannesinin buzdolabında unutulmuş bir kavanoz olarak, tanımlıyormuş.

Kısacası, markanın durumu pek parlak değilmiş.

Böyle bir durumda normal bir pazarlama ekibi ne yapar?

Piyasada çok satan sürülebilir kahvaltılıklara bakar. Ürünün tadını değiştirip onlara benzetir, herkesin hoşuna gidecek hale getirir. Sonra da logoyu ve ambalajı değiştirir, modernleştirir. Bir de değiştik, yenilendik kampanyası...

"Bildiğiniz Marmite bildiğiniz gibi değil."

Olur mu?

Olur da... Andropoza girip deri ceketi çekip kendine Harley alıp ortamlara akmaya çalışan ahı gitmiş vahı kalmış beyaz yakalılıktan emekli Levent bey gibi olur. O ambalaj değişikliğini kimse yemez...

Bu yüzden BMP DDB ajansından Richard Flintham ve Andy McLeod, bunun tam tersini önermiş. (Tebrik ediyorum kendilerini:)

İki rekamcı oturup Marmite hakkında konuşurlarken, şunu fark etmişler: Richard ürünü seviyormuş. Andy nefret ediyormuş. Ve tam o anda ampül yanmış.