Doğal sezgi yanıltır.
Bir ürünü pazara sürerken çoğu yönetici şöyle düşünüyor: Zengin de bizden alsın fakir de, genç de alsın yaşlı da, İstanbul da Anadolu da, popçu da bizden alsın rockçı da...
Çünkü düz matematik böyle söyler gibi görünür: Daha çok insana hitap eden ürün, daha çok satar. Ortayı tutturursan, sağdaki de gelebilir soldaki de... Uçlara gidersen, diğer ucu kaybedersin.
Çok mantıklı görünüyor. Ama pazarlamada her zaman çalışmıyor.
Eğer pazarın eskilerinden biri değilseniz, Arçelik gibi, Coca-Cola gibi...
Pazara sonradan giriyorsanız, yeniyseniz, Arçelik ya da Coca-Cola kadar pazarlama bütçeniz de yoksa...
Ortayı size yedirmezler.
Yönetici olarak rasyonel beyniniz, riski azaltmak, kapsamı genişletmek, kimseyi dışarıda bırakmamak ister. Bu yüzden doğal olarak ortayı arzular. Ortada herkes vardır. Ortada kavga yoktur. Orta güvenlidir.
Ama yedirmezler. Oralar dolu.
Vatandaşın da zihninde ortadaki yerler çoktan kapıldı. Ortada boşluk yok. Coca-Cola orada, Pepsi, Sprite, Fanta... İkinci marka kola, üçüncü marka... Orası kalabalık. Oraya gidip yerleşemezsiniz.
Bu yüzden geriden gelenler için pazarlamanın işi bir uca yapışmaktır. Çünkü uçlarda ya boşluk vardır ya da en azından o uca talip olan daha az marka vardır.