İçeriğe geç
1 dakikalık okuma

🎖️Masada kalanlar - Final (5/5)

🎖️Masada kalanlar - Final (5/5)
Photo by Pawel Chu / Unsplash

Dört gündür konuşuyoruz.

Evet, başkasının cesur fikrini beğenmek kolay. Ama kendi markanız için biraz kışkırtıcı bir fikir masaya geldiğinde, orasını burasını çekiştirip yuvarlayıp etkisiz hale getiriyorsunuz. Bunu yüzlerce kere tecrübe ettim.

Oysa ki farkındasınız: Bütçeniz rakipleriniz kadar büyük değilse, uslu durarak dikkat çekemezsiniz. Ama yine de o adımı atamıyorsunuz.

Ve tabii ki dikkat çekmekle şaklabanlık yapmak arasında bir fark var. Amacımız şaklabanlık değil.

Amacımız markanın iddiasını, vaadini, farkını, insanların birbirine anlatacağı, göstermek isteyeceği, kendiliğinden dikkat çeken somut bir hadiseye, bir hikayeye çevirmek.

Çünkü sadece reklama bel bağlayamayız. Sadece reklamla marka yaratılamaz.

Dün de şunu yazmıştım: Bunları okumak ve beğenmek başka, kendi markanız için beyaz kağıdı çekip o fikri tasarlamak ve uygulamak başka.

Hani demiştim ya, fikri ben bulunca, siz de uygulamayınca, benim moralim bozuluyor. Sonra da Besim Tibuk gibi demiştim ki, benim niye moralim bozulacak, halkımızın morali bozulsun:)

Yani fikri ben bulmayayım, ben nasıl yapıldığını anlatayım, siz kendi fikrinizi kendiniz bulun. Kendi fikrinizi kendiniz bulun ki, fikri sahiplenin ve uygularken daha cesur olun.

Bu yüzden 7 ve 8 Aralık akşamları, bunu kendi markası için yapmak isteyenlerle, iki akşam canlı canlı bir araya geleceğiz.

Ne konuşacağımız, kimler için olduğu ve diğer detaylar burada:

Görüşmek üzere,
Engin