3 aşamalı basit bir pazarlama planı📌

İster dev bir markayı yönetiyor olun, ister kendi markanızı ayağa kaldırmaya çalışıyor olun, plan aynı plan.

3 aşamalı basit bir pazarlama planı📌
Photo by Rita Vicari / Unsplash

Elinizdeki ürünü ya da hizmeti pazarlamaya nereden ve nasıl başlayacağınızı tam olarak kestiremiyorsanız…

Ya da yaptıklarınızın doğru olup olmadığından emin değilseniz…

Size 3 aşamalı basit bir plan anlatacağım. Dünyanın en basit pazarlama planı.

İster uluslararası dev bir markayı yönetiyor olun, ister tek başınıza her işe koşturarak kendi markanızı ayağa kaldırmaya çalışıyor olun, plan aynı plan. Basit bir plan.

Ama dikkat edin, kolay demiyorum, basit diyorum. Basit olması, kolay olması anlamına gelmiyor.

Mesela Ironman Triathlon’unu bitirebilmenin de 3 basit adımı var: 3,8 km yüzmeniz, 180 km bisiklet sürmeniz ve 42,1 km koşmanız yeterli.

Adımlar basit. Ama kolay değil.

Hadi başlayalım.

Adım 1: Çekirdek fikri bulun.

Bazı sunumlara cebimde 3 tane pinpon topuyla girerim. Sunumun uygun bir anında cebimden çıkartır, karşımdaki dinleyicilerden “en yetkili” olana, üç topu da aynı anda, 2-3 metre mesafeden, tutabilir misiniz, diyerek atarım.

Karşımdaki en iyi ihtimalle, toplardan sadece birini tutabilir. Çoğu zaman, hiçbirini tutamaz.

Sonra da yerdeki topları alır, ikisini bir kenara koyar, aynı kişiye elimde kalan tek bir topu atarım. Tek top atınca, rahatlıkla tutar.

Bir marka da insanlara aynı anda birden fazla top atmaya kalkarsa, insanlar çoğu zaman hiçbirini yakalayamaz.

Bu basit planın ilk adımı için, elimizdeki toplardan bazılarını bir kenara koymamız gerek. Çünkü tek bir fikre ihtiyacımız var. Markamız ve ürünümüzle ilgili, insanların duymasını istediğimiz, tek bir fikir arıyoruz...

***

Markanızı ve ürününüzü tek fikre indirgemeye çalışmak başta çok zor gelecektir. Sizi anlıyorum. Günlerinizi, aylarınızı, yıllarınızı  gece gündüz demeden ürününüze ve markanıza veriyorsunuz. En ince ayrıntılara kadar düşünüyor, belki de hiçbirimizin fark edemeyeceği detaylar için haftalar harcıyorsunuz.

Haklı olarak, bir yerden sonra markanızdaki ve ürününüzdeki her ayrıntı, sizin için çok önemli olmaya başlıyor. Ama işte acı sürpriz: Bir eleme yapmanız gerekiyor.

Eleme, sadeleştirme, ayıklama, önem sırasına koyma, sıralama, adına her ne derseniz deyin. Önemli gibi görünen ama aslında o kadar da önemli olmayan şeyleri bir kenara atıp, markanızın çekirdeğine inip, özündeki temel fikri bulmanız gerekiyor.

Markanın özündeki fikri, temelindeki fikri, var olma sebebini, çekirdeğini, DNA’sını, yani onu diğer herkesten ayıran kimliğini…

İnsanların neden rakipleri değil de bizim markamızı satın alması gerektiğine dair, ikna edici fikri…

Bize o fikir lazım. Tek bir fikir.

O fikri nasıl bulursunuz?

Kendinizi şu durumda hayal edin ve cevap verin:

Bu yazıyı sadece, abonelik ücreti ödeyen profesyonel üyeler okuyabiliyor. Siz de profesyonel hesaba geçip özel makaleleri okuyabilirsiniz.

Zaten abone misiniz? Giriş yapın.

Abone ol

Bazı yazıları sadece aboneler görebiliyor ve okuyabiliyor. Siz de abone olun, yeni yazılar posta kutunuza gelsin.
jamie@example.com
Abone ol