İçeriğe geç
5 dakikalık okuma Gayrinizami Pazarlama

⚡5 güç | 4 - Tedarikçilerin pazarlık gücü (4/5)

Rekabet stratejisini şekillendiren 5 temel güç

⚡5 güç | 4 - Tedarikçilerin pazarlık gücü (4/5)

1991'de Intel'in başında Andy Grove vardı. Ve Andy beyin bir sorunu vardı.

Intel belki de dünyanın en iyi işlemcilerini yapıyordu. Ama bu doğal olarak kimsenin umurunda değildi. Çünkü son tüketici, yani bilgisayar alan sokaktaki vatandaş, o dönemde bilgisayar alırken işlemciye bakmıyordu. Bilgisayarın markasına, yani Dell'e, HP'ye, IBM'e bakıyordu. Kasanın içinde ne var ne yok, çok da umurlarında değildi.

Yani Intel, bilgisayar üreticilerinin tedarikçisiydi. Bilgisayar üreticilerinin tanıdığı bildiği bir markaydı. Ve böyle olunca, tedarikçi olarak pazarlık masasında zayıf tarafta kalıyordu. HP yarın dönüp "senin işlemcini değil AMD'ninkini de kullanabilirim, ya fiyatı düşür ya da seni bırakıyorum" diyebilirdi.

Andy Grove bu sorunu doğru teşhis etti. "Intel Inside" kampanyasını başlattı.

Fikir basitti:

Bilgisayar üreticilerine dedi ki, "Ürününüzün üzerine 'Intel Inside' etiketi yapıştırın, reklam masraflarının bir kısmını ben karşılayayım."

Üreticiler sevindi ve kabul etti. Bedava reklam desteği, neden olmasın?

(90'larda ve 2000'lerin başındaki bilgisayar reklamlarını hatırlıyorsanız, reklam filmlerinin sonunda 3 saniye görünen Intel logosunu ve "dındındındınn!" Intel jingle'ını hatırlarsınız. Zamanında Vestel reklamları yaparken, Vestel bilgisayar reklam filmlerinin sonuna, o 3 saniyelik Intel bölümünü eklediğimi çok iyi hatırlıyorum.)

Ayrıca bilgisayarların kasalarında ve dizüstü bilgisayarların klavyelerin yanında hep "Intel Inside" sticker'ı vardı.

Peki bu ne işe yaradı?

Sıradan vatandaş, Intel'i tanımaya başladı. Intel de Dell kadar HP kadar tanınan bir marka oldu.

Ve güç dengesi tersine dönmeye başladı.

Artık HP, Dell, Compaq gibi üreticiler Intel'e o kadar rahat "artistlik" yapamamaya başladı. "Intel'i çıkarır, AMD koyarız" demek artık o kadar kolay olmayacaktı. Çünkü vatandaş artık Intel'i tanıyor, istiyor, güveniyordu.

Tedarikçi, markalaşarak masadaki ağırlığını artırdı.

İşte Porter'ın dördüncü gücü de bu: Tedarikçilerin pazarlık gücü.

Tedarikçi ne zaman güçlüdür?

Porter diyor ki, tedarikçi şu durumlarda güçlüdür: