Şöyle bir sahne hayal edelim:
Adamın biri telefon kılıfı alacak. Hepsiburada'yı açıyor, bakıyor. Sonra Trendyol'u açıyor, bakıyor. N11'i açıyor...
Üç sekme açıyor. Kılıf aynı kılıf. Fiyatlar farklı.
En ucuzu hangisiyse, oradan alıyor geçiyor. Bitti gitti.
Marka algısı, marka sadakati falan yok. Ucuz fiyat ya da indirim var mı, bakar. Yoksa, gider. Yarın başka platform açılsa, fiyatı bir lira daha ucuz olsa, oraya da gider.
Bu da işte Porter'ın bahsettiği üçüncü güç: Alıcıların pazarlık gücü.
Ve bu yukarıda hayal ettiğimiz sahne, o gücün en basit, en saf hali.
Alıcılar ne zaman güçlüdür?
Porter diyor ki, müşteri şu durumlarda baskın taraftadır: