Plaza Türkçesinin milyonlarca dolarlık maliyeti

Dalga geçmek için “Plaza Türkçesi” diye adlandırdığımız o dil, dilsel determinizm hipotezine göre, milyonlarca doların çöpe gitmesine sebep oluyor olabilir.

Dalga geçmek için “Plaza Türkçesi” diye adlandırdığımız o dil, dilsel determinizm hipotezine göre, milyonlarca doların çöpe gitmesine sebep oluyor olabilir. Eric Safir ve Benjamin Lee Whorf’un bu hipotezini anlamak için, önce plazalardan çok uzağa gidip, hayatında hiç plaza görmemiş bir kabileyi ziyaret etmemiz gerekiyor.

Amazon’daki Piraha kabilesinde, sayıları tanımlamak için sadece 3 kelime var. 1,2 ve 3 için, 3 farklı kelime kullanıyorlar. 3’ten fazlasını ise, “çok” olarak tanımlıyorlar.

Aslında tatlı bir hayat gibi görünse de, Koç Üniversitesi’nden Doç. Tilbe Coşkun, Zihnin Temelleri: Dil ve Düşünce İlişkisi adlı makalesinde, kabile üyelerinin bazı hesaplamaları yapmakta -doğal olarak- zorluklar yaşadıklarını anlatıyor.

Dilde sayıları ifade eden kelimelerin yokluğu, basit hesaplama işlemlerini yapmalarını engelliyor. Ama dilin düşüncemize etkisi, bundan da fazla…

Dilsel determinizm hipotezi, düşüncenin direkt dilin etkisiyle ortaya çıktığını, konuştuğumuz dilin dünyayı algılama biçimimizi de değiştirdiğini söylüyor.

Yine aynı makalede anlatılan bir araştırma, 5 aylık bebeklerin, dil öğrenmeden önce farkında oldukları bazı kavramların, öğrendikleri ana dile göre değiştiğini, hatta bazılarının yok olduğunu ortaya çıkarıyor.

Yani dil, düşünceyi şekillendiriyor ve nasıl düşüneceğimizi belirliyor. Düşündüklerimizi her zaman kelimelerle ifade etmesek de, düşünce sistemimizi kullandığımız dil oluşturuyor.

Eğer plaza dünyasıyla içli dışlıysanız, girdiğiniz son toplantıyı hatırlayın. Konuşulan dili ve duyduğunuz kelimeleri düşünün. Sonra da Türkiye’deki ortalama bir vatandaşın, ortalama 300 kelimeyle hayatını devam ettirdiği bilgisini bir kenara yazın.

Şimdi de ilkokula gidelim. Matematik dersine, kümeler konusuna. Kesişim kümelerini hatırlayın. İki kümenin birbiriyle kesiştiği ortadaki o küçük alanı…

Toplantı odasında duyduğunuz dili bir küme olarak hayal edin.

Vatandaşın kullandığı 300 kelimelik dili de ayrı bir küme olarak hayal edin.

Bu iki kümenin kesiştiği herhangi bir alan var mı? Yok.

Sebebi umrumda değil, havalı görünmek, İngilizce bildiğini göstermek, ay Türkçesi neydi bunun, her şey olabilir. Dikkatinizi çekmek istediğim nokta başka…

80 milyonluk bir pazarda, pazarlama sektörünün büyük bir kısmı, ülkede konuşulan dilden tamamen farklı bir dil konuşuyor. Olayın ciddiyetinin farkında mısınız?

Makine mühendisleri ya da yazılımcılar kendi aralarında farklı bir dil konuşabilir ve bu kimsenin umrunda olmaz. Kendi aralarında ve makinelerle konuşuyorlar, der geçeriz.

Ama 80 milyon nüfus için pazarlama faaliyetleri yürüten bir camia, başka bir dil konuşuyorsa, orada milyon dolarların çöpe gittiği kesindir. Çünkü işin temeli iletişim ve iletişimde olan iki taraf aynı dili konuşmuyor. Ve bilim diyor ki, aynı dili konuşmamaları, aynı şekilde düşünemeyecekleri anlamına geliyor.

Saha ekibinden ve hedef kitlesinden farklı bir dil konuşan, bu yüzden de onlar gibi düşünemeyen pazarlamacılar, hedef kitleleriyle iletişime milyon dolarlar harcıyorlar.

Bu milyon dolarların ne kadarının boşa gittiğini siz hayal edin…

Ya da Amazon’daki o kabileden bir yerliye soralım.

Ne cevap verir?

Çok…

Abone ol

Bazı yazıları sadece aboneler görebiliyor ve okuyabiliyor. Siz de abone olun, yeni yazılar posta kutunuza gelsin.
jamie@example.com
Abone ol