Çok fazla ses, çok fazla fikir, çok fazla yönlendirme var. Üzerine bir de yapay zeka modelleri eklendi. Sağdan soldan sürekli fikir ve öneri alıyoruz.
Faydalı mı, faydalı.
Ama bir yandan da, tehlikeli.
Çünkü gürültü o kadar fazla ki, elinde doğru bir strateji olan, doğru eylemlerle doğru fikirler peşinden koşan markalar da, bazen kendilerini akıntıya kaptırıyor ve yaptıklarından şüpheye düşüyorlar. Ya da daha fazlasını yapmalarını gerektiğine kanaat getirip rayında giden işleri kurcalıyorlar. Bu yüzden tehlikeli.
Bugün bu tehlikeden bahsedeceğim.
Aşırı gürültü
Herhangi bir markanın başındaysanız, bitmek bilmeyen bir kakafoniyle başa çıkmak durumundasınız.
Rakiplerin yaptıklarını izlersiniz.
Varsa ajanslarınızdan gelen önerileri dinlersiniz.
Yatırımcılar beklentilerini hatırlatır.
Sektörde olup bitenlere göz gezdirirsiniz.
Varsa yöneticilerinizden öneriler gelir.
Linkedin’de kendi işinize benzer işlerdeki başarı hikâyelerini okursunuz.
Herkes yapay zekadan bahseder onları takip etmeye ve işinize entegre etmeye çalışırsınız.
Bir taraftan da günlük işler, koşturmaca, vergi, SSK…
Gürültü derken kastım bu.
Ve bu gürültünün doğru giden işleri bozma potansiyeli hiç de az değil.