📮Sinsi veri

1995 yılında İngiltere’deki bazı gazeteler, yaptıkları haberle kadınları uyarmış. Yapılan bir araştırmaya dayanarak, doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda, pıhtı atma vakalarının ikiye katlandığını yazmışlar.

Kayıtlara göre, sonraki yıl fazladan 13.000 istenmeyen gebelik vakası yaşanmış. Çünkü pıhtı tehlikesinden korkan bazı kadınlar, hap kullanmayı bırakmış.

British Medical Journal isimli kurum olayın üzerine gitmiş. Habere kaynak olan rapora ulaşıp incelemişler.

Raporu hazırlayan ciddi bir kurummuş. 

Pıhtı atma vakaları da evet, ikiye katlanmış. 

Ama nasıl?

Oran 7000 kişide 1 iken, 7000 kişide 2’ye çıkmış.

0,014’ten 0,028’e…

Yani aslında, endişelenmeye hiç de gerek olmayan bir oran ve artış...

Gazeteler sadece sansasyon için, o veriyi öyle vermeyi tercih etmişler.

Veri mi? Evet, veri.

Gerçek mi? Evet, gerçek.

Rakamlar var mı? Evet, var.

Ciddi görünüyor mu? Evet, görünüyor.

Ama gördüğünüz gibi aynı veri, nasıl sunulduğuna bağlı olarak, farklı tepkiler yaratabiliyor.

Veriler sinsidir.

Rakamlar ciddi ve ikna edici göründüğü için, veri kötü amaçlarla da kullanılabilir.

Bugün çeşitli rakamları çeşitli slaytlara arka arkaya dizerek, belirli bir grup beyaz yakalıya, dünyanın en aptalca kararlarını aldırabilirsiniz. (İnanmıyorsanız, akşam yarım saat televizyon seyredip reklamları inceleyin.) 

Bazılarına çeşitli rakamlar verin yeter. Rahatlıyorlar. Sorgulamıyorlar. Beyinlerini kullanmalarına gerek kalmıyor. Kararı veriye verdiriyorlar.

O rakamları göremeyince de, krize girmiş bağımlı gibi, veri yok mu veri, diye soruyorlar. Karar veremiyorlar.

Onlardan olmayın.

Veri önemli, evet. 

Ama şüpheyle yaklaşırsanız.

Veriler sinsidir.

Direkt kabul ederseniz, istenmeyen sonuçlarla karşılaşabilirsiniz.

Harika! Başarıyla kaydoldunuz.

Tekrar hoş geldiniz! Başarıyla oturum açtınız.

Engin Tezcan'a başarıyla abone oldunuz.

Başarılı! Giriş yapmak için sihirli bağlantıyı e-postanızda kontrol edin.

Başarılı! Fatura bilgileriniz güncellendi.

Faturanız güncellenmedi.