🎖️Dataizm zincirinden kurtulun

Dataizm pazarlamanın dostu, markalamanın düşmanıdır.

🎖️Dataizm zincirinden kurtulun
Photo by Claudio Schwarz / Unsplash

Bugün güçlü bir marka yaratmanın önündeki en büyük engel, dataizm.

Dataizm ne?

Dataizm, içinde yaşadığımız çağın belki de en popüler ideolojisi, en hızlı büyüyen dini. Verinin ve algoritmanın dünyayı ve insanları anlamak için en doğru araç olduğuna inanan bir düşünce.

Her sorunu veriye dayanarak ve algoritmaya bırakarak çözebileceğinize inanıyorsanız, bugünün en değerli madeninin veri olduğunu düşünüyorsanız, siz de bir dataistsiniz.

Tarihçi Yuval Noah Harari’nin derleyip toparlayıp yazdığı ve insanlığın geleceğini öngörmek için kullandığı bir kavram olan Dataizm’e Silikon Vadisi öncülüğünde bilim ve siyaset dört elle sarıldı. İş dünyası zaten hazırdı.

Bugün iş dünyasının neredeyse tamamı dataist.

Yöneticilerin çoğu ellerinde dayanak olarak kullanabilecekleri veri yoksa herhangi bir karar vermiyorlar. Yeterli veri yoksa, en basit kararları bile vermekten çekiniyor, bekliyorlar. Hatta mümkünse, kararı algoritmaya devrediyorlar.

Pazarlamacılar ipleri çoktan teslim etti. 

Harcamaları ve faydaları yıllardır açıkça sorgulanan iş dünyasının yetim çocukları, verinin ve algoritmaların hakimiyetini coşkuyla karşıladı. 

Çünkü bu sayede, kanıt gösterebilir hale geldiler.

Dataizm, pazarlama departmanları üzerinde dolaşan soru işaretlerini ortadan kaldırdı. Artık hedef kitlelerine nokta atışı ulaşabiliyor, algoritmalarla kampanyaları hızlıca test edebiliyor ve tek kuruşu bile boşa harcamıyorlardı. Göğüslerini gere gere bunu ilan ettiler ve harcadıkları bütçeleri optimize ettiklerini haykırdılar.

Ama dataizmin, yaptıkları işin temelini sarstığını gözden kaçırdılar.

Dataizm pazarlamanın dostu olabilir.

Ama markalamanın düşmanıdır.

Veri size neyin çalıştığını söyler.

Algoritma neyin çalışacağını da söyleyebilir.

Ama ne veri ne algoritma... İkisi de size neyin fark yaratacağını söyleyemez.

Algoritmalar ruh üfleyemez.

Markalama, ürüne ruh üflemektir.

Sanatçının ruhunu, filozofun zihnini, devrimcinin cesaretini, sporcunun azmini, çocuğun merakını, delinin tutkusunu…

Algoritma bir içecekle, bir dağın tepesinden aşağı atlama heyecanını bağdaştırmayı ve o içecek markasına bu ruhu üflemeyi öneremez. Bu bize özgü, zihinsel bir sıçrayıştır. Algoritma Red Bull’u yaratamaz.

Algoritma bir şişe suyu punk ruhuyla bağdaştırmayı, bir sigarayı kovboy ruhuyla özdeşleştirmeyi de öneremez. Yani Liquid Death’i de Marlboro’yu da hayal edemez.

Tüm MP3 çalarlar ve kulaklıklar siyahken cihazı ve kulaklığı beyaz üretmeyi teklif edemez. iPod’u da unutun. IKEA’yı, Swatch’u, CNN’i, Absolut'u ve daha onlarca sıra dışı doğan markayı unutun. 

Veri, algoritmalar ve hatta Çinliler elektrikli otomobil üretebilir, pazarlayabilir. Ama Tesla olmak için gereken, Musk’ın markasına üflediği ruhdur.

Marka, pazarlamanın bel kemiğidir.

Ve bugünün ideolojisi dataizm, pazarlamacıların dostu gibi görünse de, markalamanın düşmanıdır.

Gayrinizami markalar veriyle ve algoritmayla yaratılamaz.

Veriyle ve algoritmayla sıra dışı bir marka doğuramazsınız. En azından bugün için...

Elinizde herhangi bir veri olmasa da…

Hiçbir algoritmadan onay almasanız da…

Hatta veriler aksini iddia etse de…

Sıra dışı bir marka yaratmak için bazen sadece fikrinize ve sezginize güvenip ilerlemeniz gerekir.

Dataizmin birbirine benzettiği markaların arasında sıyrılmanın yolu budur.


📧 Herhangi bir konuda bana yazmak isterseniz, olumlu, olumsuz, öneri, eleştiri, aklınıza ne gelirse, direkt bu e-postayı yanıtlayarak yazabilirsiniz.

Harika! Başarıyla kaydoldunuz.

Tekrar hoş geldiniz! Başarıyla oturum açtınız.

Engin Tezcan'a başarıyla abone oldunuz.

Başarılı! Giriş yapmak için sihirli bağlantıyı e-postanızda kontrol edin.

Başarılı! Fatura bilgileriniz güncellendi.

Faturanız güncellenmedi.